Bir Ahlak Manifestosu.

Bir Ahlak Manifestosu. 23 Nisan 2017

Cennetin Çocukları Filmi Ahlaki bir Güzelliktir. Bizi ta Asr-ı Saadet'e götürür. İhsan Yıldırımın Kaleminden.

Ahlaksızlığın ahlak olarak yaşandığı zamanlardayız. Adına modern, postmodern, milenyum ya da 21. yüzyıl, ne derseniz deyin, ahlak kurallarının ayaklar altında can çekiştiği bir çağdayız. Marx’ın ifadesiyle katı olan her şeyin buharlaşıp kutsal olan her şeyin dünyevileştiği bir zaman dilimi bu. İslami ve insani olan kadim insanlık değerleri meşruiyetini yitirmiş vaziyette.

Batıda modernizmle başlayıp pozitivist aydınlanma felsefesiyle birlikte zirve yapan kâr amaçlı pragmatist düşüncenin ahlaksızlığı bir yaşam biçimi olarak sunması, ne yazık ki Müslüman toplumları da etkisi altına almaya başladı. Komşusu açken tok yatanın kendilerinden olmadığını söyleyen bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia edenlerin, damak tadı diye bir gerçekleri var mesela. Suni sınırlarla çizilmiş komşu ülkelerdeki aynı dine mensup kardeşlerinin savaş kamplarında açlığa karşı yaşam mücadelesi verdiğini göz önünde bulundurduğumuzda, damak tadı ahlaksızlığı daha net anlaşılıyor. İnsanlık tarihiyle yaşıt olan ticaretin, kapitalist iktisat kurallarının hegemonyası altında olması ahlak nizamlarını yere seren en önemli etken. Ticaretin belli başlı ahlak kuralları olmakla birlikte, geleneğimizde bu kuralların çiğnenmesini engelleyen Ahilik kurumu ve benzerlerinin bulunması, ÖSS ya da KPSS sınavlarında bir kültür sorusundan başka bir anlam ifade etmiyor artık. Tefeciliğin devlet eli ve izni ile yapıldığını düşündüğümüzde ekonomik ahlaksızlığın insanlık tarihinde şimdiki kadar zirve yaptığına rastlamayız belki de. Bütün bunlara camilerdeki güvenlik kameralarını da eklersek, umumi ahlaksızlığın fotoğrafı tamamlanmış oluyor.

Kur'an-ı Kerim’e göre müminin özelliklerinin bir yorumu

Böylesi bir dünyada yaşamak,Akira Kurosawa’nın sinema tarihi açısından klasik sayılan filmi Rashomon’da, din adamının ağlayarak söylediği sözleri getiriyor akıllara: “Bu sefer insanlığa olan inancımı galiba kaybedeceğim. Bu, haydutlardan da, salgın hastalıklardan da, kıtlıktan da, yangından da, savaştan da beter bir durum.” Din adamının bu cümleleri duygularımıza tercüman olurken, sinemanın bir İslam sanatı olabileceğini kanıtlayanMecid MecidiCennetin Çocukları filmini bir ahlak manifestosuna dönüştürüp, insanı ruhundan yakalayarak yaşanılabilir bir dünyanın mümkün olabileceğini gösteriyor.

Filmin kahramanları ve cennetin çocukları olan Ali, kardeşi Zehra, anne ve babası aynı zamanda Sezai Karakoç’un Diriliş Nesli'nin pratikteki prototipleridirler. “İslam’ı öyle yaşa ki seni öldürmeye gelen sende dirilsin.” diyen Sezai Karakoç’u duymuşçasına filmin odağındaki karakterlerinin kişiliğini yüce bir ahlakla çizen Mecid Mecidi, son yıllarda Batıda alevlenen İslamofobi ve “İslam eşittir terörizm” söylemini yerle bir ediyor adeta. Cennetin çocukları Ali ve Zehra’yı izleyen herkes, Kur'an-ı Kerim’in işaret ettiği İslam insanını görüp ön yargıyla baktığı Müslüman tasavvurunu yıkıyor. Bir röportajında filmlerini Kur'an-ı Kerim’in tefsiri olarak yaptığını söyleyen Mecid Mecidi’nin bir ahlak manifestosu olan Cennetin Çocukları filmi, Kur'an-ı Kerim’e göre müminin özelliklerinin bir yorumu bu anlamda.

Cennetin Çocukları filmi ahlaka bir güzellemedir. Ali ayakkabısı olmamasına rağmen camide cemaatin ayakkabılarını düzeltirken ayakkabılardan birini almaya ya da çalmaya asla tevessül etmez. Kardeşi Zehra kaybettiği eski yırtık ayakkabılarını bir başka fakir kızda gördüğünde, ondan istemeyecek kadar derin bir ahlakla donatılmıştır. Evine yiyecek ekmeği bile zor getiren, kirasını ödemekte güçlük çeken, boş zamanlarında bahçıvanlık yapan baba, caminin şekerlerini eve getirip kullanılacak hale getirmek için kırarken, kendi çayının içine o binlerce şekerden bir tanesini bile atmayan bir ahlak abidesidir. Babanın bu hareketiPeygamber Efendimizin yatağının altında bulduğu hurmayı ağzına atıp da ardından “fakirler için getirilen zekâttandır” diyerek parmaklarını boğazına kadar götürüp, hurmaları geri çıkardığı hadisenin biçim olarak değişmiş halidir. Mecid Mecidi'nin yaptığı, Kur'an-ı Kerim’in de övdüğü gibi Peygamber efendimizin en büyük sünneti olan Muhammedî ahlakı sinema diliyle, hem insanlığa hem de bunu unutan Müslümanlara tekrar hatırlatmaktır.

Tamam, ekonomi önemli ama temel değildir. Temel olan ahlaktır.”

Bir röportajında ahlakla alakalı olarak şunları söyler yönetmen: “Filmlerimin ortak paydası olan yoksulluk bir tür teslimiyet içermektedir. Materyalistlerin iddia ettiği gibi herşeyin temeli ekonomi değil, herşeyin temeli ahlaktır. Ahlak olmazsa toplum ayakta duramaz. Ortak bir şey var filmlerimde: Belki insanlar ekonomik olarak çok düşük bir durumdadır, ama şeref ve haysiyet olarak çok yüksek kişilerdir. Daha iyi kalmak ve daha iyi olmak için mücadele ediyorlar. Filmlerde bu mesajları verebilmek çok önemlidir. Tamam, ekonomi önemli ama temel değildir. Temel olan ahlaktır. Ahlak kâmil bir şekilde kendini gösterirse insaniyet de hakkıyla ortaya çıkar. Ahlak sahibi olunmazsa hiçbir şeye sahip değiliz demektir.”

Mecid Mecidi, Amerika’nın İran’a uyguladığı tecrit ve ambargoları gönüllerde yok edip iki ülke arasındaki vizeleri kaldırıyor zihinlerde. Kamerasını iyiliğe, güzelliğe, herşeyden önemlisi ahlaka ve ahlaklı olana çeviren yönetmenin Cennetin Çocukları filminin, 1998 yılında Oscar’a aday gösterilen ilk İran filmi olması asla tesadüfî değildir. Mecid Mecidi birer ahlak abidesi olması gerekirken bunu unutan Müslümanlara tekrar ahlakı hatırlatırken, dünyanın ahlaksızlık bataklığına saplanmasına neden olan ve insanlığı umutsuzluğa sevk eden Batı menşeli bu duruma karşı çıkıp, Cennetin Çocukları filmiyle yeniden bir ahlak manifestosuna imza atmaktadır.

İhsan Yıldırım yazdı

NOT : Yazı dünyabizim.com adresinden alınmıştır.
  • Beğen
    2
  BENZER HABERLER
  Yorum Alanı 0 Yorum Yapılmış
Misafir
Captcha